Günlük düşünce

SONSUZ HEDEF

Kendi üzerime ant içtim, diyor Rab, çünkü bunu yaptın . . . seni bereketleyerek bereketleyeceğim. . . .

Yaratılış 22:15-19

İbrahim Tanrı’nın öz doğasıyla temas ettiği yere ulaşmıştır, artık Tanrı’nın Gerçekliğini anlar.

"Hedefim Tanrı’nın Kendisidir . . . Ne pahasına olursa olsun, sevgili Rab, hangi yoldan olursa olsun." "Ne pahasına olursa olsun, hangi yoldan olursa olsun" sözü Tanrı bizi hedefe götürürken yol üzerinde bizim seçtiğimiz hiçbir şey bulunmaması demektir.

Tanrı konuştuğunda içimdeki Kendi doğasına sesleniyorsa soru sormaya olanak yoktur; tek sonuç hemen itaattir. İsa — "Gel," dediğinde hemen gelirim; O — "Bırak," dediğinde bırakırım; O — "Bu konuda Tanrı’ya güven," dediğinde gerçekten güvenirim. Bütün bu işleyiş Tanrı’nın doğasının içimde bulunduğunun kanıtıdır.

Tanrı’nın Kendisini bana açıklaması Tanrı’nın karakteriyle değil, benim karakterimle belirlenir.

"Ben bayağı olduğum için, Senin yolların bana sık sık bayağı görünür." İtaat disipliniyle İbrahim’in bulunduğu yere gelir ve Tanrı’nın Kim olduğunu görürüm. İsa Mesih’te O’nunla yüz yüze gelinceye dek benim için gerçek bir Tanrı yoktur, o zaman şunu bilirim "bütün dünyada, Tanrım, Senden başkası yoktur, Senden başkası yoktur." Tanrı’nın doğasını itaat aracılığıyla anlayıncaya dek vaatlerinin bizim için hiçbir değeri yoktur. Kutsal Kitap’ta bazı şeyleri üç yüz altmış beş kez okuruz ve bize hiçbir şey ifade etmezler, sonra birden Tanrı’nın ne demek istediğini görürüz, çünkü belirli bir konuda Tanrı’ya itaat etmişizdir, O’nun doğası anında bize açılır. "Tanrı’nın bütün vaatleri O’nda evettir, O’nda Amin’dir." "Evet" itaatten doğmalıdır; yaşamlarımızdaki itaatle bir vaade "Amin" dediğimizde, o vaat bizim olur.

Takvime dön

Her güne Mesih merkezli sakin bir zamanla başlayın.

Abone ol