HİÇ DE DEĞİL!
“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır: eski şeyler geçip gitmiştir.”
2. Korintliler 5:17
Rabbimiz önyargılarımızı asla beslemez, onları öldürür, dosdoğru karşılarından geçip boşa çıkarır[1]. Tanrı’nın belirli önyargılarımıza özel bir ilgi duyduğunu hayal ederiz; Tanrı’nın bize başkalarına davranmak zorunda olduğu gibi asla davranmayacağından tamamen eminiz. "Tanrı başka insanlara çok sert davranmak zorunda, ama elbette benim önyargılarımın tümüyle doğru olduğunu biliyor." Şunu öğrenmeliyiz — "Hiç de değil!" Tanrı önyargılarımızın yanında olmak yerine, onları bile isteye ortadan kaldırıyor. O’nun takdirinin önyargılarımızın dosdoğru karşısından geçip onları boşa çıkarması, O’nun bunu nasıl yaptığını izlememiz ahlaki eğitimimizin bir parçasıdır. Tanrı Kendisine getirdiğimiz hiçbir şeye saygı göstermez. Tanrı’nın bizden istediği yalnızca bir şey vardır, o da koşulsuz teslimiyetimizdir.
Yeniden doğduğumuzda, Kutsal Ruh içimizde Kendi yeni yaratışını işlemeye başlar, eski düzenden zerre kalmadığı bir zaman gelir, eski ciddiyet gider, şeylere karşı eski tutum gider, ve "her şey Tanrı’dandır." Şehveti olmayan, kişisel çıkarı olmayan, dürtmelere karşı alınganlığı olmayan yaşamı, kışkırtılmayan, kötülük düşünmeyen, her zaman sevecen olan sevgiyi nasıl elde edeceğiz? Tek yol eski yaşamdan zerre kalmasına izin vermemektir; yalnızca Tanrı’ya sade ve kusursuz güven kalmalıdır, öyle bir güven ki artık Tanrı’nın bereketlerini değil, yalnızca Kendisini isteriz. Tanrı’nın bereketlerini geri çekebileceği ve bunun O’na güvenimizi etkilemediği yere geldik mi? Tanrı’yı iş başında bir kez gördüğümüzde, olan şeyler hakkında artık kafamızı yormayacağız, çünkü dünyanın göremediği Gökteki Babamıza fiilen güveniyoruz.