GÖRÜM VE SAHİCİ GERÇEKLİK
“Kutsal kişiler olmaya çağrılanlar.”
1. Korintliler 1:2
Henüz hiç olmadığın her şeyi görebildiğin için Tanrı’ya şükret. Görümü gördün, ama hiçbir bakımdan henüz orada değilsin. Çoğumuz tam da vadide, seçilmiş kişiler olup olmayacağımızın sınandığı yerde, geri döneriz. Görümün biçimine sokulacaksak gelmesi gereken darbelere tam olarak hazırlanmış değiliz. Ne olmadığımızı, Tanrı’nın ne olmamızı istediğini gördük, ama Tanrı’nın darbelerle bizi görümün "biçimine sokup işe yarar hâle getirmesine[1]" razı mıyız? Dövülmeler hep sıradan yollarla ve sıradan insanlar aracılığıyla gelir.
Tanrı’nın amacının ne olduğunu bildiğimiz zamanlar vardır; görümün fiilî karaktere dönüştürülmesine izin verip vermememiz Tanrı’ya değil, bize bağlıdır. Dağda aylakça uzanmayı ve görümün anısıyla yaşamayı yeğlersek, insan yaşamını oluşturan sıradan malzemenin içinde fiilen hiçbir işe yaramayız. Görümde gördüğümüze dayanarak yaşamayı öğrenmeliyiz, Tanrı’ya ilişkin vecd ve bilinçli tefekkür içinde değil, görümün ışığında fiilî olgular içinde yaşayıp sahici gerçekliğe ulaşıncaya dek. Eğitimimizin her zerresi bu yöndedir. Taleplerini bildirdiği için Tanrı’ya şükretmeyi öğren.
Küçük "ben varım" Tanrı yap dediğinde her zaman surat asar. Küçük "ben varım" Tanrı’nın öfkesi içinde buruşup yok olsun — "BEN VARIM DİYEN beni sana gönderdi." O egemen olmalıdır. Tanrı’nın nerede yaşadığımızı, sürünerek girdiğimiz köpek kulübelerini bildiğini fark etmek insanın içine işlemiyor mu! Bizi şimşek çakışı gibi bulup çıkaracaktır. Hiçbir insan insanları Tanrı’nın bildiği gibi tanımaz.