KUSUR BULUNAMAYAN TUTUM
“Eğer . . . kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğunu hatırlarsan. . . .”
Matta 5:23
Sunağa geldiğinde, orada kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğunu hatırlarsan, yani — hastalıklı bir aşırı duyarlılıkla bir şeyi eşeleyip çıkarırsan değil, tersine — "hatırlarsan," başka bir deyişle, Tanrı’nın Ruhu onu bilincine getirirse: "önce kardeşinle barış, sonra gelip armağanını sun." Tanrı’nın Ruhu vicdanını en ince hassasiyete dek eğitirken[1] O’nun sendeki yoğun duyarlılığına asla karşı çıkma.
"Önce kardeşinle barış . . ." Rabbimizin yönlendirmesi basittir, "önce barış." Geldiğin yoldan geri dön, sunakta verilen içsel iknanın sana gösterdiği yoldan git; sana karşı bir şeyi olan kişiye karşı öyle bir zihinsel tutum ve ruh hâli benimse ki barışmak soluk almak kadar doğal olsun. İsa öteki kişiden söz etmez, şöyle der — sen git. Hakların söz konusu değildir. Kutsal kişinin damgası kendi haklarından vazgeçip Rab İsa’ya itaat edebilmesidir.
"Sonra gelip armağanını sun." Süreç açıkça işaretlenmiştir. İlk olarak, özverinin kahramanca ruhu, sonra Kutsal Ruh’un duyarlılığıyla gelen ani durdurma, ardından da içsel ikna noktasında duruş, sonra Tanrı’nın sözüne itaat yolu, haksız davrandığın kişiye karşı kusur bulunamayacak bir zihin tutumu ve mizaç oluşturmak; ardından armağanını Tanrı’ya sevinçle, sade biçimde, engelsizce sunmak.