HAYAL KIRIKLIĞININ DİSİPLİNİ
“İsa insanın içinde ne olduğunu bildiği için Kendini onlara emanet etmedi.”
Yuhanna 2:24-25
Hayal kırıklığı yaşamda artık yanlış yargıların kalmaması demektir. Hayal kırıklığıyla aldanıştan kurtulmak bizi başkalarına ilişkin yargımızda alaycı ve sevgisizce sert bırakabilir, fakat Tanrı’dan gelen hayal kırıklığı bizi erkekleri ve kadınları gerçekte oldukları gibi gördüğümüz yere getirir, yine de alaycılık yoktur, söyleyecek iğneleyici, acı sözlerimiz yoktur. Yaşamdaki zalimce şeylerin birçoğu yanılsamalardan zarar görmemizden kaynaklanır. Birbirimize olgular olarak sadık değiliz; yalnızca birbirimize ilişkin düşüncelerimize sadığız. Her şey, düşüncemize göre ya hoş ve iyidir, ya da bayağı ve alçakçadır.
Hayal kırıklığına uğramayı reddetmek insan yaşamındaki acıların büyük bölümünün nedenidir. Şöyle işler — bir insanı sever ama Tanrı’yı sevmezsek, o insandan her türlü yetkinliği ve doğruluğu ister, bunları elde edemediğimizde zalim ve intikamcı oluruz; bir insandan onun veremeyeceği şeyi istiyoruzdur. İnsan yüreğinin en derindeki sızlayan uçurumunu doyurabilecek tek bir Varlık vardır, O da Rab İsa Mesih’tir. Rabbimizin her insan ilişkisi konusunda görünüşte böylesine sert olmasının nedeni Kendisine sadakate dayanmayan her ilişkinin felaketle sonuçlanacağını bilmesidir. Rabbimiz hiç kimseye güvenmedi, yine de asla kuşkucu olmadı, asla kinlenmedi. Rabbimizin Tanrı’ya ve O’nun lütfunun herhangi bir insan için yapabileceklerine duyduğu güven öylesine kusursuzdu, bu yüzden hiç kimseden umut kesmedi. Güvenimizi insanlara bağlarsak, sonunda herkesten umut keseriz.