İYİ BİR VİCDAN ALIŞKANLIĞI
“Tanrı’ya karşı, insanlara karşı suçsuz bir vicdan.”
Elçilerin İşleri 24:16
Tanrı’nın buyrukları içimizdeki Oğlu’nun yaşamına, dolayısıyla Oğlu’nun içinde biçimlendiği insan doğasına verilmiştir, O’nun buyrukları güçtür, ama itaat ettiğimiz anda Tanrısal biçimde kolaylaşırlar.
Vicdan içimde bildiğim en yüce olana bağlanan, bildiğim en yüce olanın benden ne yapmamı istediğini söyleyen yetidir. O Tanrı’ya ya da en yüce saydığı şeye bakan canın gözüdür, bu nedenle vicdan farklı insanlarda farklı kayıt tutar. Kendimle Tanrı’nın önünde sürekli yüzleşme alışkanlığındaysam, vicdanım her zaman Tanrı’nın kusursuz yasasını ortaya koyacak ve ne yapmam gerektiğini gösterecektir. Mesele şu, itaat edecek miyim? Vicdanımı suç işlemeden yürüyecek kadar duyarlı tutmak için çaba göstermeliyim. Tanrı’nın Oğlu’yla öylesine kusursuz bir duygudaşlık içinde yaşamalıyım ki, her durumda zihnimin ruhu yenilensin, ben de hemen "ayırt edeyim" "Tanrı’nın o iyi, ve kabul edilebilir, ve yetkin, iradesinin ne olduğunu."
Tanrı bizi her zaman en ince vicdan hassasiyetine dek eğitir[1]. Kulağım Ruh’un en küçük fısıltısını işitecek kadar keskin mi ki ne yapmam gerektiğini bileyim? "Kutsal Ruh’u kederlendirmeyin." O gök gürültüsü gibi bir sesle gelmez; O’nun sesi öylesine yumuşaktır ki onu göz ardı etmek kolaydır. Vicdanı O’na karşı duyarlı tutan tek şey içten Tanrı’ya açık olma alışkanlığının sürekliliğidir. Herhangi bir tartışma doğduğunda, bırak. "Bunu neden yapmamalıyım?" Yanlış yoldasın. Vicdan konuştuğunda tartışma mümkün değildir. Kendi zararına, bir şeyin Tanrı’yla içsel paydaşlığını karartmasına izin verirsin. Her ne olursa olsun, onu bırak, içsel görümünü açık tuttuğundan emin ol.