İMAN VE DENEYİM
“Tanrı’nın Oğlu, beni sevdi, benim için Kendisini verdi.”
Galatyalılar 2:20
Ruh hâllerimizle mücadele ederek onları aşıp Rab İsa’ya mutlak bir adanmışlığa ulaşmalı, deneyimimize kapanıp kuytu köşelerde oyalanmaktan[1] çıkarak kendimizi O’na kayıtsız şartsız ve bütünüyle adamalıyız. Yeni Antlaşma’nın İsa Mesih’in Kim olduğunu söylediğini düşün, sonra sahip olduğumuz sefil imanın aşağılık bayağılığını düşün — Şu ya da bu deneyimi yaşamadım! İsa Mesih’e imanın neyi ileri sürdüğünü düşün — O bizi Tanrı’nın tahtı önüne kusursuz, sözle anlatılamayacak ölçüde pak, tam olarak düzeltilmiş ve derinden aklanmış olarak sunabilir. O’na tereddütsüz tapınan bir imanla bağlı dur, O bizim için "bilgelik, doğruluk, kutsal kılınma, Kurtarıştır." Tanrı’nın Oğlu için kurban vermekten nasıl söz edebiliriz! Kurtuluşumuz cehennemden ve mahvoluştan kurtarılmamızdır, sonra da kurban vermekten söz ederiz!
Sürekli İsa Mesih’e imana açılmalıyız; bir dua toplantısının İsa Mesih’ine değil, bir kitabın İsa Mesih’ine değil, Yeni Antlaşma’nın İsa Mesih’ine, Beden Almış Tanrı olan ve bizi ölüler gibi ayaklarının dibine düşürmesi gereken Kişiye, yönelmeliyiz. İmanımız deneyimimizin doğduğu Kişide olmalıdır. İsa Mesih Kendisine adanmışlığımızı kendimizi bütünüyle bırakarak göstermemizi ister. İsa Mesih’i hiçbir zaman deneyimleyemeyiz, O’nu hiçbir zaman kendi yüreklerimizin sınırları içinde tutamayız, ama imanımız O’na duyulan güçlü ve kesin güven üzerine kurulmalıdır.
Kutsal Ruh’un inançsızlığa karşı çetin sabırsızlığını bu çizgi üzerinde görürüz. Bütün korkularımız kötüdür, imanımızla kendimizi beslemeyi reddettiğimiz için korkarız. İsa Mesih’le özdeşleşmiş biri nasıl kuşku ya da korkudan acı çekebilir! Bu hiçbir biçimde bastırılamayan, zafer dolu inancın mutlak bir övgü ilahisi olmalıdır.