ZENGİNLİK ALIŞKANLIĞI
“Tanrısal doğaya ortak olanlar.”
2. Petrus 1:4
Vaatler aracılığıyla Tanrısal doğaya ortak kılınırız; sonra alışkanlıklarla insan doğamızın içinde Tanrısal doğayı "işleyip yönlendirmemiz" gerekir, oluşturulacak ilk alışkanlık da Tanrı’nın sağladığı imkânın farkına varma alışkanlığıdır. "Ah, bunu karşılayamam," deriz — o cümlenin içinde en kötü yalanlardan biri kıvrılıp saklanır. Doğal alanda paradan söz etmek ölçüsüz derecede zevksizdir, ruhsal alanda da öyledir, yine de Göksel Babamız bize yalnızca bir şilin bırakmış[1] gibi konuşuruz! Bir günün sonunda şöyle demeyi gerçek alçakgönüllülüğün işareti sayarız — "Ah, neyse, günü zar zor bitirdim, ama çetin bir boğuşma oldu." Oysa Gücü Her Şeye Yeten Tanrı’nın bütünü Rab İsa’da bizimdir! O’na itaat edersek bizi bereketlemek için son kum tanesini ve en uzak yıldızı bile seferber edecektir. Dış koşullar güçse ne önemi var? Neden güç olmasınlar! Kendine acımaya teslim olur ve mutsuzluğun lüksüne düşkünlük gösterirsek, Tanrı’nın zenginliklerini kendi yaşamlarımızdan kovar ve başkalarının O’nun sağladığı imkâna girmesine engel oluruz. Hiçbir günah kendine acıma günahından daha kötü değildir, çünkü Tanrı’yı siler ve kişisel çıkarı tahta oturtur. Ağzımızı homurdanmalar tükürmek üzere açar ve yaşamlarımız açgözlü ruhsal süngerler hâline gelir, onlarda sevimli ya da cömert hiçbir şey yoktur.
Tanrı bizden hoşnut olmaya başladığında sahte zenginlik niteliğindeki her şeyi yoksullaştıracaktır, ta ki bütün taze pınarlarımızın O’nda olduğunu öğrenelim. Tanrı’nın görkemi ve lütfu ve gücü içimizde görünür kılınmıyorsa (biz farkında olmadan), Tanrı bizi sorumlu tutar. "Tanrı her lütfu çoğaltmaya kadirdir," öyleyse Tanrı’nın lütfunu başkalarına bol bol dağıtmayı öğren. Tanrı’nın doğasıyla damgalan, O’nun bereketi sürekli içinden geçecektir.