İTAAT
“Kime itaat ediyorsanız onun hizmetkârlarısınız.”
Romalılar 6:16
Bana egemen olan gücü incelerken yapılacak ilk şey bu biçimde egemenlik altında olmaktan benim sorumlu olduğum şeklindeki hoş karşılanmayan gerçeği kavramaktır. Kendimin kölesiysem, suç benimdir çünkü geçmişte çok gerilerde bir noktada kendime teslim oldum. Aynı şekilde, Tanrı’ya itaat ediyorsam bunu kendimi O’na teslim ettiğim için yaparım.
Çocuklukta bencilliğe teslim ol, onun yeryüzündeki en zincire vurucu tiranlık olduğunu görürsün. İnsan ruhu teslim olarak oluşmuş bir içsel yönelimin köleliğini kendi başına kıracak güce sahip değildir. Şehvetin doğasında bulunan herhangi bir şeye bir saniyeliğine teslim ol (şehvetin ne olduğunu hatırla: "Onu hemen elde etmeliyim," bedenin şehveti ya da zihnin şehveti olsun) — bir kez teslim ol ve teslim olduğun için kendinden nefret etsen bile, o şeyin bağlı kölesi olursun. İnsan gücüyle hiçbir özgürleşme yoktur yalnız Kurtarış’tadır. Egemenlik kuran gücü kırabilecek tek Kişi’ye, yani Rab İsa Mesih’e tam bir alçalışla teslim olmalısın — "Beni meshetti . . . bütün tutsaklara özgürlüğü duyurmam için."
Bunu gülünç derecede küçük yollarda keşfedersin — "Ah, o alışkanlığı ne zaman istersem bırakabilirim." dersin, ama ona isteyerek teslim olduğun için alışkanlığın sana mutlak biçimde egemen olduğunu görürsün ve bırakamazsın. Şöyle ilahi söylemek kolaydır — "O her zinciri kıracak" ve aynı zamanda kendine açıkça köle olduğun bir yaşam sürmek. İsa’ya teslim olmak herhangi bir insan yaşamındaki her kölelik biçimini kıracaktır.