O’NUN UĞRUNA HİÇ KENDİNİ KAPTIRDIN MI?
“O Bana güzel bir iş yaptı.”
Markos 14:6
İnsan sevgisi kişiyi kendi ötesine taşımıyorsa, sevgi değildir. Sevgi her zaman ihtiyatlı, her zaman bilge, her zaman aklı başında ve hesapçıysa, insanı asla kendi ötesine taşımıyorsa, hiçbir şekilde sevgi değildir. Şefkat olabilir, bir duygu sıcaklığı olabilir, fakat içinde sevginin gerçek yapısı yoktur.
Tanrı uğruna bir şey yapmaya görevim olduğu için değil, yararlı olduğu için de değil, yalnızca O’nu sevdiğim için hiç kendimi kaptırdım mı? Hiç Tanrı’ya O’nun için değer taşıyan şeyler sunabileceğimi fark ettim mi, yoksa yapabileceğim sayısız şey varken O’nun Kurtarış’ının büyüklüğü çevresinde avare avare dolanıyor muyum[1]? Harika diye kayda geçirilebilecek Tanrısal, devasa şeyler değil, kendimi bütünüyle O’na bıraktığımı Tanrı’ya kanıtlayacak sıradan, yalın insan işleri mi? Rab İsa’nın yüreğinde Beytanyalı Meryem’in oluşturduğu şeyi hiç oluşturdum mu?
Bazen Tanrı O’nu gerçekten sevdiğimizi gösteren kendini bütünüyle bırakış işaretlerini O’na verip vermeyeceğimizi görmek için izliyormuş gibi görünür. Kendini bütünüyle Tanrı’ya bırakmak kişisel kutsallıktan daha değerlidir. Kişisel kutsallık gözümüzü kendi aklığımıza odaklar; O’nu gücendirmekten korkarak nasıl yürüdüğümüz, konuştuğumuz ve göründüğümüzle fazlasıyla ilgileniriz. Tanrı’ya kendimizi bir kez bütünüyle bıraktığımızda kusursuz sevgi bunların hepsini dışarı atar. Şu düşünceden kurtulmalıyız — "Herhangi bir işe yarıyor muyum?" ve yaramadığımıza karar verip, gerçeğe yakın olabiliriz. Mesele hiçbir zaman yararlı olmak değil, Tanrı’nın Kendisi için değer taşımaktır. Kendimizi bütünüyle Tanrı’ya bıraktığımızda, O her zaman bizim aracılığımızla çalışır.