TANRI’YA DAİR İMGELEMİN AÇ MI KALDI?
“Gözlerinizi yukarı kaldırın, bunları kimin yarattığını görün.”
Yeşaya 40:26
Yeşaya’nın zamanındaki Tanrı halkı putların yüzüne bakarak imgelemlerini aç bırakmıştı, Yeşaya da onların göklere bakmalarını sağladı, yani, imgelemlerini doğru biçimde kullanmaya başlamalarını sağladı. Doğa bir kutsal kişi için sakrament niteliğindedir[1]. Tanrı’nın çocuklarıysak, Doğa’da muazzam bir hazinemiz vardır. Esen her rüzgârda, yılın her gecesi ve gününde, göğün her işaretinde, yeryüzündeki her çiçeklenmede ve her solmada, aç kalmış imgelemimizi kullanıp onu fark etmeye razı olursak Tanrı’nın bize gerçek bir gelişi vardır.
Ruhsal odaklanmanın sınavı imgelemi tutsaklığa almaktır. İmgelemin bir putun yüzüne mi bakıyor? Put sen misin? İşin mi? Bir işçinin nasıl olması gerektiğine dair anlayışın mı? Kurtuluş ve kutsal kılınma deneyimin mi? Öyleyse Tanrı’ya dair imgelemin aç kalmıştır, zorluklarla karşılaştığında gücün yoktur, yalnızca karanlıkta dayanabilirsin. İmgelemin aç kaldıysa, kendi deneyimine dönüp bakma; ihtiyacın olan Tanrı’dır. Dosdoğru kendi dışına çık, putlarının yüzünü ardında bırak, imgelemini aç bırakan her şeyden uzaklaş. Kendini uyandır, Yeşaya’nın halka yönelttiği iğnelemeyi kabul et, imgelemini bilinçli olarak Tanrı’ya çevir.
Duanın körelmesinin nedenlerinden biri imgelemin bulunmamasıdır, yani kendimizi bilinçli olarak Tanrı’nın önüne koyma gücü yoktur. Aracılık duası çizgisinde kırılmış ekmek ve dökülmüş şarap olmayı kişisel temas çizgisindekinden daha çok öğrenmeliyiz. İmgelem Tanrı’nın bir kutsal kişiye kendisini kendi dışına konumlandırıp daha önce hiç bulunmadığı ilişkilere girebilmesi için verdiği güçtür.